Performans Ölçümü, Prim Sistemleri ve Oyunsallaştırma

Yıllar boyunca prim sistemlerinin basit ve anlaşılır olması gerektiği söylemlerinin ardına sığınan basit ama işlevsiz prim sistemleri ile uğraşıp durduk. Prim sistemleri hedef ve karşılığında ödenen para olarak canlandı zihnimizde. Sanıyorduk ki, para ya da mevki vaatleri yeterli motive edicilerdir.

Sonra hayatımıza internet ve mobil yaşam girdi. Ve her şey bir anda değişti.

Yaş ortalaması küçük olan yani bünyesinde gençleri barındıran şirketler bu durumu çok erken fark edebildiler. Yeni kuşaklar, genç insanlar artık eski yöntemler ile yönetilebilir değillerdi.

“5 tane ürün sat 3 lira prim al!” gibi yaklaşımlar genç insanları artık çok fazla ilgilendirmiyor. Çünkü hedef için verilen süreler içinde bu genç insanların canları sıkılıyor ve motivasyonlarını kaybediyorlar. Hedef için verilen süreleri kısaltmak ilk bakışta bir çözüm gibi duruyorsa da, bu da yeterli motivasyonu sağlayamamaktadır. “Ya da hedefleri başar ve yüksel!” gibi yaklaşımlar da artık genç insanları ilgilendirmiyor. Çünkü onlar yaptıkları işin önemli olmasını, birey olarak üretimlerinin tadına varmak istiyorlar.

Artık gençler için önemli olan kısa süreler içerisinde sonuç almak, kademe kademe başararak yaptıkları işin önemli bir iş olduğunu hissedebilmektir.

Mobil oyunları düşünün!

İnsanların telefon ile oynadıkları mobil oyunların onların üzerlerinde yarattığı motivasyona dikkat edin. Saatlerce bıkmadan, üstüne birde oyun için para harcayıp bütün günlerini geçirebiliyorlar.

Peki nasıl?

Siz para veriyorsunuz ve aynı odaklanmayı gerçekleştiremiyorsunuz. Bu işte bir gariplik yok mu?

Tamda bu noktada iş hayatımıza “Oyunsallaştırmak” deyimi giriyor. Oyunsallaştırmak, oyun stratejilerine yakınsayan yöntemlerin performans yönetimi için kullanılmasıdır. Bunu mümkün kılan ise günümüzde Veri Biliminin geldiği noktadır, kuşkusuz!

Her şeyin rakamlar ve yüzdelikler olarak ifade edilebildiği, içerisinde farklı kademelerde ve sürelerde gerçeklenebilecek görevler içeren, yaptığınız her eylemin karşılığının olduğu oyun dünyasının insanlar için bu kadar sürükleyici olmasının nedenlerini fark edip, işinizi geliştirmek için kullanabilirsiniz.

Prim sistemleri mutlaka ki her zaman bir ana hedef doğrultusunda kurgulanacaklar. Bunu değiştirmenin şimdilik bir mümkünatı yok. Fakat artık prim sistemlerinin yeni ödevler ile bu yeni duruma ayak uydurması gerekmektedir. Gelecek ancak, giderek hızlanan ritmine ayak uydurabilenleri yukarlara çıkaracaktır.

Prim sistemi nasıl olmalı?

Prim sistemi basit mi olmalı?

Hayır! Prim sistemi öncelikle güven duygusu vermelidir. Çalışan, ilerlediği yolda yalnız olmadığının, kendisi için çizilen rotanın onu başarıya götüreceğinin farkına varmalıdır. Yani çalışanınızın eline onu başarıya götürecek bir harita vermelisiniz.

Unutmayın ki, artık çalışanlarınız cep telefonlarında karma karışık oyunları çözen, oynayan insanlardır.

Prim sistemi yönlendirici mi olmalı?

Hayır! Prim sistemi öğretici olmalı. Prim sistemi, ana hedefe giden yolda başarılması gereken ödevleri vermeli ve bu ödevlerin sunacağı katkıyı açıkça ortaya koymalıdır. Çalışanlarınıza hedefe giden yolda kendilerini eğitebilme şansını vermelisiniz.

Peki, bunları nasıl yapacaksınız?

Oyunsallaştırmak öncelikle işinizi, hedeflerinizi fiziksel parçalarına bölebilmenizi gerektirmektedir. Her bir parça elle tutulabilir, gözle görülebilir olmadır. Hangi parçanın ne işe yaradığının farkına varmalı, parçaları sınıflandırmalı ve onların değerlerini belirlemelisiniz. Yani işinizi matematiksel bir denklem ile ifade edebilmelisiniz. Attığınız her adımın tahmini yaratacağı etkiyi bilmelisiniz.

Sonrasında, işinize uygun stratejiyi, Veri Bilim yöntemleri ile belirlemelisiniz.

Unutmayın ki çalışanlarınız mutlu oldukları sürece verimli çalışırlar.

Comments are closed.